sanalbasin.com üyesidir
  • BIST 97.988
  • Altın 242,195
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • Kmaraş 26 °C
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Gaziantep 23 °C
  • Adana 24 °C
  • Kayseri 14 °C
  • Hatay 23 °C
  • Malatya 26 °C
  • Zabun: “KOBİ destek kredisi üretim ve ticareti canlandıracak”
  • BÜYÜKŞEHİR’DEN MİLLİ TAKIMA DÖRT GÜREŞÇİ
  • Gelin ve damadı düğün salonuna çekiciyle götürdüler
  • Zabun: “KOBİ destek kredisi üretim ve ticareti canlandıracak”
  • BÜYÜKŞEHİR’DEN MİLLİ TAKIMA DÖRT GÜREŞÇİ
  • Gelin ve damadı düğün salonuna çekiciyle götürdüler

YEDİKULE’NİN BURÇLARI VE BİR ÇOCUK

YEDİKULE’NİN BURÇLARI VE BİR ÇOCUK
Tarihçi/Yazar Mehmet Işık’ın daha önce okumadığınıza inandığımız sır gibi sakladığı ‘Gölgede Gizlenen Sevgili’ kitabının bölümlerini maraspress.com okuyucularına sunuyoruz. 26. Bölüm “YEDİKULE’NİN BURÇLARI VE BİR ÇOCUK”

Yedikule Zindanlarının burcundan bir çocuk atladı dün ikindi vakti, sonsuzluk âlemine. Sertti toprak ve kan revan içinde kalıverdi bir anda. Eklemleri yırtıldı, koptu kolları ve bacakları dert yüklü vücudundan ayrıldı. Öksüz kaldı tiner poşeti, yetim kaldı birkaç köpek yavrusu…  Ve bir de güvercin bıraktı geride… Taşlara yazdığı isyan sözleri ağladı ardından. Güneşin gidişi bir başka oldu bu kez zindanın burçlarından. Terk edilmişliğin kitabını yazan çocuktu bu kez! Terk edenleri yüz üstü terk ederek. İsyanlarına küfür ederek atladı sonsuzluk nehrine. Bu nehir öyle bir nehir ki, suyu; gözyaşı ve kan! Birkaç saat öncesiydi...  Yedikule Zindanlarına çıkmamıştı henüz. Samatya sahilinde dolaşıyordu aylak aylak. Ayakkabı boyayan çocuklardan almıştı son sigarasını. Sahildeki parka doğru ilerledi. Balık tutan babalarla aslan oğulları seyretti uzaktan. Bir annenin, üzerini çamur etmiş dört yaşındaki çocuğunun elbisesini şefkatle temizleyişini gördü. Bir damla gözyaşında andı açlıktan ölen annesini. Nasıl unutsun bir ekmek çalarken babasının bekçi kurşunuyla ölüşünü... 

Parka simsiyah bir araba yanaştı. Önünde beyaz bir şerit ve zambaktan yapılmış bir buket vardı. Açıldı kapıları süslü arabanın. Bir gelin indi arka kapıdan parka. Yanında birkaç süslü adam ve kadın… Sırtlan gibi gülüyorlardı. Kordondaki çay bahçesine doğru yöneldi yeni evli çift...

Çocuk adımlarını sıklaştırdı onlara doğru. Ne de olsa adettendi bu ülkede yeni evlenenlerin bahşiş vermesi. Hızlandı, adımlarını sıklaştırdı, hazırladığı iki kelimeyi tam söyleyecekti ki yıkıldı. Nasıl yıkılmasın, nasıl kahrolmasın...  Sebebini gördü  Mahvolan geçliğinin sebebini gördü. Yok oluş hikâyesinin, başkasıyla var oluşuna şahit olmak kolay mıydı? Günlerdir gülmeyip, hep ağlayışına neden olanı unutmak kolay mıydı? Tanımadılar çocuğu, iğrenir bir çehreyle baktılar yüzüne. Sırtlan tipli adamlardan biri üç lira attı çocuğun üstüne. Boynu büküldü, dizleri tutmaz oldu, içinden ılık bir şeyin akıp, buza kestiğini hissetti. Yara bere içindeki elleriyle yerden doğruldu. Ne üç liraya ihtiyacı kalmıştı ne de yırtık bir elbiseye... Bekçi kurşununa da gerek yoktu ölüm için. Sonsuzluk yolculuğu çoktan başladı düşüncelerinde. Bedeni teferruattı artık ruhu için...

Hakkı yoksa bu âlemde bir babaya, bir anneye ve sade bir mutluluğa, neden yürüyen bir pislik olarak dünyaya renk katsındı ki...Surlara geldi...Son isyan küfrünü de yazdı yüz yıllık taşların soğuk yüzüne.Son kez baktı tiner poşetine ve gülümsedi.Güvercileri seyretti bir ara.El sallamaya mecali bile yoktu sevgili dostlarına.Bıraktı kendini boşluğa...Buğulu bir yolculuğa çıktı....Yedikule Zindanlarının burcundan bir çocuk atladı dün ikindi vakti sonsuzluk yolculuğuna... 

Tarihçi/Yazar Mehmet Işık (08.01.2018)

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Maraş Press | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 05065380171